Tanrı ile pazarlık edemezsiniz

Sevgili İsa

28 Haziran 2005

 

BEN İsa size tekrar gelen. Bugün size yararlı olabilecek ve aynı zamanda illüzyonlu dünyaya olan düşkünlüğünüz nedeniyle pekte ehemmiyet vermeyebileceğiniz bir konu üzerinde durmak isterim.

Her zaman olduğu gibi dikkatiniz çevrenizdeki illüzyonda bulunan nesneleri takip etmektedir. Ve bilincinizi İlahi Gerçekliğin algılama seviyesine yükseltmeniz sizin için çok zordur, ama bizim dünyamızda elde edeceğiniz güzellik, duygu ve çabalarla karşılaştırıldığında çevrenizde olan her şey rengini kaybediyor ve sönükleşiyor.

Fakat dual dünyanızdaki durumunuz gelişmenize ve ilerlemeniz için size en iyi şekilde yardım ediyor. Yolunuzda, oraya ulaştığınızda illüzyonlu dünyada sizi çevreleyen hiçbir şeyden tatmin olmayacağınız bir nokta vardır. Ve bizim temel görevimiz ve sizin göreviniz Yolunuzda bu noktaya ulaşmayı başarmanızdır. Eğer bunu zirveye tırmanmayla kıyaslarsak, çıplak kayalıklara tırmandığınızı, dar geçitlerden geçtiğinizi ve birden bire bir düzlüğe çıktığınızı hayal edin ve aniden ortaya çıkan bu büyüleyici manzara karşısında gözleriniz doluyor ve bu manzaranın tadını çıkartmak için tırmanmaya değdiğini, hayatınızı riske etmeye değdiğini, ve kendinizi aşmaya değdiğini anlıyorsunuz.

Ve arkanızda bıraktığınız dünyaya olan bağımlılığınızın yavaş yavaş çözüldüğünü ve sizi çevreleyen dünyanın güzelliğiyle birleştiğinizi ve artık ebediyen arkada bıraktığınız dünyada sizi baştan çıkaracak bir şeyin kalmadığını anlıyorsunuz. Çünkü fiziksel dünyada bulunmaya devam etmenize rağmen artık siz ona ait değilsinizdir. İçinizde bu dünyaya ait olan hiçbir şey yoktur. İçinizde sizi illüzyonlu dünyaya çekecek hiçbir enerji yoktur.

Fakat sizler yardımınıza ve tecrübelerinize ihtiyaç duyan pek çokların olduğunu tümüyle farkına vararak dünyanızda kalmaya devam ediyorsunuz.

Sizler insanların acılarının sebeplerini görüyor, onların niçin acı çektiklerini görüyor ve acılarından nasıl kurtulabileceklerini anlıyorsunuz. Ve bu insanlara çok basit şeyleri çok basit bir dilde anlatmanıza rağmen aralarında pek azı sizi anlayabiliyor.

Dünya’da bulundum, insanlarla konuştum. İnsanlarla binlerce saati konuşarak geçirdim. Kendi gerçek olmayan parçamdan ayrılmayı istediğimi ve ondan ayrılabildiğim için kavrayabildiğim şeyleri onların bilinçlerine ulaştırmaya çalışıyordum. Fakat insanlara ne kadar basit olarak anlatmaya denediysem de yalnız on iki öğrenci, verdiğim Hakikatin kısmi anlayışına yaklaşabildiler.

Ve aynı sizin zamanda olduğu gibi. Bu veya başka Elçi aracılığıyla verilen Bilgiler ne kadar güzel ve anlaşılabilir bir dilde verilirse verilsin, çok az kişi yüreğinde verilen Öğretiyi anlayabilir ve bu Yolu takip etmek isteyenler ise daha da azdır.

Bizler Hakikati açık açık veriyoruz. Masamıza gelin. Oradan canınız istediğiniz her şeyi alabilirsiniz. Ve mutlaka yapmanız gereken tek ödeme, Allah’a hizmet, Yaşama hizmet, Işık Güçlerinin Hiyerarşisine hizmet etme sunağına gerçek olmayan benliğinizi gönüllü olarak feda etmeniz gerekiyor.

Bu Mesajları okuyan pek çoklarının yüreklerinin nasıl alevlendiğini görüyorum. Çabalarının ateşinin nasıl tutuştuğunu görüyorum. Ve kişinin tekrar aşınmış ama ölümden başka hiçbir yere götürmeyen tehlikesiz yola geri döndüğünü seyretmek ne kadar da hüzünlüdür.

Sizler ölümsüz ruhlarsınızdır. Ve kendinizi gereksiz şeylerle çevrelediğinizi ve gerçekten hizmet etmek yerine, hizmet etmeyi oynamaya çalıştığınızı izlemek acıdır.

Hayatınızda Allah’a ve Hizmet etme ile ilgili güzel sözler ile kariyere, refaha, kaygısız aylaklığı ulaşmanın tamamen küçük çabalarıyla nasıl da birleştirmeyi başarıyorsunuz?

Bu zıt şeyleri sonsuza dek birleştiremeyeceksinizdir. Er ya da geç bir seçim yapmanız gereken bir an gelecektir, kime hizmet ediyorsunuz?

Dünya’nızın Altın Buzağına hizmet etmeye mi devam edeceksiniz yoksa Allah’a ve Yaşama gerçek hizmeti mi seçeceksiniz.

İki tanrıya hizmet edilemeyeceğini söylemiştim. Tanrı’ya ve mamona (1) hizmeti birleştiremezsiniz.

İki bin yıl önce bu sözleri söyledim. Ve şimdiye dek her biriniz hayatında aynı seçimle karşı karşıya kalmaktadır.

Tanrı sizi tümüyle istemektedir. Tanrı ile pazarlık edemezsiniz. Sizler “Allah’ım bunu senin için yaptım, Allah’ım şimdi benim dilediğim şeyi yap” diyemezsiniz. Tanrı ile pazarlığa izin verebilmek için nasıl da sınırsız bir gurura sahip olunmalı?

Tanrı’nın mabedine dertler ve talihsizlerle, hastalıklar ve kederlerle karşılaştığında geliyorsunuz. Ve mabede gelişinizin tüm amacı, Tanrı’yla anlaşma yapmaktır. Bir mum koymak ve problemlerinizin iyi bir şekilde çözümünü dilemek.

Tanrı dileğinize gerçekten de ciddi olarak karşılık vereceğini mi umuyorsunuz?

İlahi merhameti kurbanlarınızla mı satın alacağınızı sanıyorsunuz?

Tanrı sizin hiçbir kurbanlarınızı istemiyor. Ne kesilmiş danalar, ne para. Tanrı, sizden tek bir şey vermenizi istiyor- Tanrı’ya ait olmayan, içinizdeki gerçek olmayan parçanızı.

Ve bu bu kadar basittir. Ama neden sizler bunu anlayamıyorsunuz. Dünya’ya gelen her Peygamber veya Öğretmen yalnızca bu Yüce Hakikati öğretmiştir. Ve şimdi bile 2000 yıl önce vaaz ettiğim aynı Hakikati alıyorsunuz. Sizler mükemmel uçan araçlar yarattınız, uzayda uçuyorsunuz, okyanusun dibine dalıyorsunuz, mükemmel bilgisayarlar ve iletişim sistemleri yarattınız. Aklınızı illüzyonları geliştirme yoluna yönlendirdiniz. Aklınızın tüm gelişimine rağmen neden basit İlahi Hakikati anlayamıyorsunuz? Çünkü sizin aklınız fani akıldır. Sizin dünyanıza ait olan ve sizin dünyanıza hizmet eden akıl. Ve sizin öncelikli göreviniz- fani aklınızdan vazgeçmenizdir. İllüzyonlu dünyanıza sizi bağlayan her şeyden vazgeçmenizdir.

Evinizi terk etmek ve sefalet içinde yasamanız gerektiği anlamına gelmiyor. Gerçi bazılarınız için bu da yararlı olacaktır. Bilincinizden, dünyanıza ait olan tüm bağları temizlemeniz gerekiyor. Dünyanızda yaşamaya devam edebilirsiniz ama yalnızca başkalarına örnek olmak, geçtiğiniz Yolu gösterebilmek için.

Her biriniz kendi Yolunda yürüyor, ama eninde sonunda en doğru Yol –egonuzdan ve dünyanıza olan her türlü bağımlılıklarından tümüyle vazgeçme Yol’u sayılabilir. Ve en büyük günah Tanrı’nın size hizmet etmeye zorlama arzunuz olacaktır.

İşte burada pek çok ruh hataya düşmüştür. Sizler İlahi enerjiyi egonuzun kaprislerini ve arzularını yerine getirmesi için kullanıyorsunuz. Allah’a diz çöküp ve tevazuuyla dilemek yerine “İşte benim, Allah’ım. Beni al, beni kullan. Ben, Senin kulunum. Allah’ım ben hiçbir şeyim, Sen her şeysin”.

Bugünkü sözlerim üstünde bir düşünün. Belki bu sözlerin fazla sert veya bu sözlerin sizinle bir alakası yokmuş gibi görünebilir.

Fakat sonuç çıkarmaya acele etmeyin ve dikkatli bir şekilde davranışlarınızı ve hareketlerinizi analiz edin.

Çünkü bu sözler şimdi bedende bulunan insanların yüzde doksan dokuz virgül doksandokuz için geçerlidir.

Size bu sert nasihati vermek zorundaydım. Çünkü illüzyonlu dünyanın altın yaldızının dökülmesi, gözlerinizdeki perdenin düşmesi ve nihayet İlahi Hakikati görebilmesi ve tüm varlığınızla, tüm kalbinizle ona doğru gayretle çabalamaları için pek çoğu bu sert sözlere ihtiyaç duymaktadır.

Her birinizin Zafere ulaşacağını biliyorum ve her biriniz milyonlarca yıl süren ama sonu gelen illüzyonla olan çarpışmasında dayanacak ve kazanacaktır. Çünkü İlahi dünyadan farklı olarak illüzyonlu dünyanın bir başı ve sonu vardır.

İmkânlar kapısı  burnunuzun dibinde kapanmadan, Gerçek dünyaya doğru Yolunuzda acele edin.

 

BEN İsa

 

—————————-

(1) Mamon- Eski Keldanicede dünya zenginliği, dünya malı anlamına geliyor.

 

KAPAT