Pratikte uygulanmayan bir Öğretinin size vermenin bir anlamı yoktur

Sevgili Serapis Bey

24 Haziran 2008

 

BEN Serapis Bey. Bir sohbet yapmak için bu gün size geldim. Ve bu sohbet ruhsal gelişiminizle ilgili olacaktır. Yükselmiş Üstatlar’ın böylesine kolay gelip sizinle konuşmaları, size çok doğal geliyor. Bununla birlikte, her bir Mesajın iletilmesi için Yükselmiş Üstatlar tarafından ne kadar muazzam bir çalışmayla yapıldığını hayal bile edemezsiniz.

Dünyalarımız arasında geçirmez bir enerji bariyeri mevcuttur. Ve bu engeli aşmak için önemli miktarda enerji ortaya koymamız gerekiyor. Elçi’nin hazır halde olması ve bizim hazır halde olmamız ile eşleşmelidir. Ve iki dünyanın birbiriyle uyumlu hale geldiği an gelir. Mesajın dünyanıza geldiği an gelir. Sessizce, bir derenin akışı gibi. Sessizce, otların hışırtısı gibi. Sessizce, gül goncasının yapraklarını açması gibi.

Mesajımız dünyanıza gelir. Ve verilene üstünkörü bir bakış atarak, onu beşeri mantığınız açısından değerlendirdiğinizde ve sizin bakış açınıza göre ruhsal ilerleyişiniz için yararlı bir şey içermediğinden dolayı onu bir rafa kaldırdığınızda, dünyanıza akan İlahi fırsattan kendinizi kaç adım geri attığınızı artık siz hayal edebilirsiniz.

Ah, eğer sizinle bizim olan iletişimimizin her dakikasını içsel bir anlamla doldurabilseydiniz. Eğer tüm işlerinizi bir kenara bırakıp iletişimimize birkaç dakikanızı ayırabilseydiniz. Ve birçok kişi bunu her gün yapabilseydi, dünyanızın sadece birkaç yıl içinde nasıl değişeceğini tahmin edebilirsiniz. Çünkü Mesajlarımıza, Elçimize ve sizin için yaptığımız çalışmaya, yakışır bir biçimde bilincinizde yer bulamadığınızdan dolayı, dünyalar birbirine yaklaşamıyor.

Bizim dünyamız ve sizin dünyanız. Bizler yan yana bulunuyoruz. İnce bir perde dünyalarımızı birbirinden ayırıyor. Ve bu perde, bize, titreşimlerimize uyum sağlayabilenler için ince bir tül haline gelir. Bilincini sürekli olarak fiziksel, dış dünyaya, arzularına, problemlerine ve tutkularına yoğunlaştıranlar için bu perde kurşun geçirmez bir zırh gibidir.

Sözlerim üstünde bir düşünün. Yaşamınızın ne kadar bir bölümünü bizimle olan ilişkinize ayırdığınızı bir düşünün. Gerçekleşen iletişimimizin mucizesini dış bilincinizle ne sıklıkla farkına varıyorsunuz?

Yaşamın telaşı arasında, burada ve orada yaydığımız Hakikat tanelerini görmelisiniz. Kendi yaşamının telaşı ve koşuşturması arasında durabilecek ve ruhunun gözüyle etrafına bakabilecek insanların bulunacağını umuyoruz.

Sizi çevreleyen şeylerin İlahi idealden ne ölçüde farklı olduğunu kaçınız anlayabilirsiniz? Kaçınız yaşamında İlahi modelleri takip etmeye hazırdır? Şehirlerinizde en az on erdemli insan bulunabilir mi?

Eğer onun bağrından taklit edilecek doğru İlahi modelleri ortaya çıkmazsa, sizce, uygarlığınızın nasıl gelişmesi gerektiği hakkında ne düşünüyorsunuz? İncil’de geçen Sodom ve Gomorra ile aynı kader başınıza gelmeyecek mi?[1]

Sözlerim üstünde bir düşünün. Yaşamınızda sizi çevreleyen her şeyde, İlahi olan ve ilahi olmayan tezahürleri birbirinden ayırmayı bir kural haline getirin. Sizin bu ayırımınız, bir ileri karakol, dünyanızda bizim bir ileri karakolumuzu oluşturabilir. Sizin ve ulaştığınız ayırım yapma armağanınız sayesinde, dünyamızın sınırlarını genişletebilir ve Dünyamızı sizin dünyanıza yayabiliriz.

Yavaş yavaş yer kürede, rock müziksiz ve kitle bilincinin tezahürlerinden arınmış serbest bölgeler oluşacaktır. Yavaş yavaş bu tür bölgeler, giderek daha fazla olacaktır. Zamanla, bu tür yerlerin sadece kendilerine özgü olan titreşimlerinden dolayı her türlü ilahi olmayan tezahürleri korkutup kaçırtacaktır.

Şimdi ise, sizin maddesel dünyanızda bu tür İlahi tezahürlerin  küçük adalarını nasıl yaratabileceğiniz konusunda bir düşünün. Buna benzer bir köşe, böyle bir yerleşim yeri yaratmak için şahsen neler yapabileceğinizi bir düşünün.

Size önemli bir şey daha söyleyeceğim. Geleceğin yerleşim yerlerinin nasıl olması gerektiği konusunda fikir sahibi olabilmeniz için, Elçimiz aracılığıyla verdiğimiz Öğretiyi referans olarak kullanmalısınız. Sizin dünyanızda Yükselmiş Üstatların seslerini duyan birçok insan vardır. Yükselmiş Üstatların seslerini duyduklarını zanneden çok daha fazla sayıda insan vardır. Fakat sadece birkaçı, ki buna bu Öğretiyi onun aracılığıyla verdiğimiz Elçimiz de dahildir, size doğru modelleri ve doğru yönleri verebilirler, çünkü onların gezegendeki Misyonları budur ve bu Misyonla bedenlenmişlerdir.

Pratikte uygulanmayan bir Öğretiyi size vermenin hiçbir anlamı yoktur. Bir öğretiyi taşıyan, kendi yaşamında ve takipçilerinin hayatında onu pekiştirmeyen bir insan ortaya çıktığında, o verimsiz bir çiçek gibidir, çünkü fiziksel planda meyvesi yoktur, milyonlarca kişinin kullanılabileceği bir model yoktur.

Dünyanızda yapılması gereken somut adımları takip etmeniz konusunda bilincinizi yönlendirmek için bu gün size geldim. Çünkü dünyanız fizikseldir ve dünyanızda var olan herhangi bir bilgi ya da bir öğreti, Dünya gezegeninin fiziksel planında tezahür olmalıdır. Fiziksel planda iyi meyveler vermeyen herhangi bir Öğreti yanlış bir öğretidir. Bu yüzden size verilen her şeyi çok dikkatli bir şekilde ele almalısınız. Aldığınız her şeyi hayatınızda davranışlar ve eylemler şeklinde pekiştirmelisiniz.

Bir eylem yapmadığınızda, yalnızca daha fazla ve fazla bilgi aldığınızda, sizler bir parazit gibisiniz ve eylemsizlik karması yaratırsınız.[2] Sizler fiziksel planda belirli eylemleri gerçekleştirmek için İlahi Enerjiyi alırsınız ve bu eylemleri yapmıyorsanız, bunun yerine bizim tarafımızdan büyük güçlükle aktardığımız enerjiyi dedikodu, laf yetiştirmek ve mahkûm etmek için harcıyorsunuz. Ve size göre, her şey, olması gerektiği gibidir, çünkü kafanızda, olması gereken şeylerin yanlış modelleri mevcuttur.

Elçimiz aracılığıyla size gelen her türlü Bilgiyi dikkatli bir şekilde ele almanız gerektiğini size tekrar ve tekrar hatırlatmak zorundayım. Bu Bilgi size özel bir dispenzasyon yoluyla veriliyor ve bu Bilgi size, dünyanızın fırtınalı okyanusunda bir cankurtaran halatı olarak uzatılıyor. Size sağlanan fırsatı kullanabilir ve dünyanızı kasıp kavuran fırtınalı suların ve tutkuların üzerine yükselebilirsiniz. Fakat hiçbir şey olmuyormuş gibi davranabilirsiniz, bir şey yapmanıza ya da herhangi bir şeye ulaşmaya gerekmiyormuş gibi davranabilirsiniz.

Kendi seçiminizi kendiniz yapıyorsunuz. Fakat er ya da geç, seçimlerinizin dizisi sona erecek. Çünkü her seçiminiz sizi ya Tanrı’ya daha yakınlaştırıyor ya da sizi İlahi bilincin tepesinden uzaklaştırıyor ve cehaletin derinliklerine götürüyor.

Sohbetimize devam etmek isterim, ancak önce sizlere şimdi verdiğimiz Bilgileri yeni seviyede algılamaya, kaçınızın hazır olduğunu anlamak istiyorum.

 

BEN Serapis Bey, size olan umudumla.

________________________________________

 

[1] Sodom ve Gomorra, İncil’de adı geçen ve orada yaşayanların olağanüstü ahlaksızlığından bahsedilen iki şehirdir. Hz. İbrahim, Sodom’da en az on erdemli kişiyi bulamadığı için Sodom ve Gomorra, Tanrı tarafından yok edildi. Yaratılış kitabına göre (19: 24-28), “Rab, kükürt ve ateş yakarak” ovaların ve şehirlerine “yağdırdı.”

[2] Eylemsizlik karması hakkında daha fazla bilgi için, Sevgili Kuthumi’nin 24 Haziran 2005 tarihli Mesajına bakın.

 

 

KAPAT