Ne yazık ki dünyanızda, kalbinizin dayanılmaz acıdan sıkışmasına sebep olan pek çok şey vardır. Bu her zaman böyle değildi.
İnsanlık tarihinde, insanların birbirlerine sevindikleri, güneşe sevindikleri, tüm canlılara sevindikleri mutlu çağlar vardı. Sevinç temel özellikti. Bu uzun zaman önceydi. Bu, Dünya’da Altın Çağ medeniyetlerin yaşadığı eski çağlardaydı.
İnsanlığın en iyi temsilcileri ve onların Öğretmenleri bedende bulunmaktaydılar. Doğa ve etraftaki her şey İlahi ahengin bir tezahürüydü. O harika zamanda yaşayan her şey mutluydu. Sevinç ve mutluluk halleri tüm canlılarda egemendi. İnsanlar arasındaki ilişkiler de mükemmel ve Sevgi doluydular. Her şey akıllıca organize edilmişti.
Ve bu çağlarda insanların kalpleri, aşılmaz bir zırh ile kaplı olmasına gerek yoktu. İnsanların kalpleri herkese açıktı, çünkü hiçbir olumsuz belirtiler yoktu. Ve insanların kalpleri, İlahi Yasalara uygun olarak nasıl hareket edeceklerini daima biliyorlardı.
Bu çok uzun zaman önceydi.
İnsanlık yavaş yavaş şimdi bulunduğu duruma kadar düşmüştür. Hayatınızda sizi çevreleyen her şey kalplerinizin durumuna tekabül etmektedir. Ve anlayışsızlığın, nefretin, kinin ve ilgisizliğin zırhı insanlığı kaplamıştır.
Sizler itaatsizliğin meyvesini bütünüyle tattınız. İnatçılık ve başkalarına zarar vererek kendisi için bir şeyler elde etme arzusu, şu anda insanlığın bulunduğu bilinç durumuna sebep olmuştur.
Onun için bu durumdan geri dönüş yolu, yaşamın tüm alanlarda tam zıt örneklerin bir gösterisi olacaktır.
Nefret, Aşkla değiştirilmelidir.
Korkunun yerini Aşk almalıdır.
İlgisizlik, kötülük ve kin, dostlukla değiştirilmelidir.
Sevinç, somurtkanlığın yerine gelmelidir.
Eğer insanlığın büyük bir kısmı egoya, kibirliğe, hayattan zevk almak ve almak arzusuna dayandırılmış davranış biçimlerini, karşılıklı yardımlaşma, iş birliliği, yaşam için her şeyi verme isteği davranış biçimleriyle değiştir ise, İlahi özellikler, sihir değneği değmişçesine tüm İlahi olmayan özelliklerin yerine geçer.
Bencilliğe ve özgeciliğe dayalı pozisyonlardan konuştuğumu söylerseniz haklı olacaksınız.
Bir insanın bilinci İlahi titreşimlerinden ayrıldığında, bu durumda kişi kendi kendini Tanrı’dan ayırıyor, kendini güvende ve Aşk hissetmeyi bırakıyor. Bir insan İlahi titreşimlere geri dönüyor ise tam tersi gerçekleşiyor. Kişi tüm Yaratılışla olan birliğini, Aşk, mutluluk hissediyor. O hoşnut, sakin ve dengelidir.
İlahi dünyanın sınırı sizin kalbiniz içinden geçmektedir. Zırh katmanın altında Tanrı bulunmaktadır. Ve her insan yüreğini açabildiği zaman tüm insanlık, Dünya’da insanların sürekli mutluluk ve Aşk hissettikleri zamanlara geri döneceklerdir.
Dünya’ya, Altın Çağ zamanlarının geri geleceğine dair bir olasılık vardır. Dünya’ya Altın Çağ geleceğine dair bir olasılık vardır. Ve bizler Dünya’da Altın Çağın gelişi için nerede koşulların oluşacağını bekliyoruz ve tahmin ediyoruz.
Planlarımızı size söylemeyeceğim. Ama bilmelisiniz ki gökyüzü her zaman somurtmuyor ve her zaman yağmur yağmıyor. İlahi bilincin güneşi, Dünya’yı aydınlatacağı bir zaman gelecektir. Yalnızca şunu söyleyebilirim ki Altın Çağın gelişi için şartlar şimdi oluşmaya başlıyor ve bedene gelmeye hazırlanan ve bedenlemeye artık Altın Çağ bilincini taşıyan ruhlar geliyor. Ve bu ruhlar için sizler Dünya’da, kendi becerilerini ve yeteneklerini tam ölçüde gösterebilecekleri şartlar oluşturursanız iyi olur.
Dünya gezegenin geleceği uğruna tüm negatif durumlarınızı aşabilecek gücü kendinizde bulacağınızı umarak, bugünkü mesajımı bitiriyorum.
BEN Hilarion.
© Tatyana Mikuşina, 2009