Bilincininizi uzun uykusundan uyandırmaya geldim

Gautama Buda

23 Mart 2005

 

BEN Gautama Buda. Bu Elçi aracılığıyla tekrar gelen. Bugün vermeye geldiğim Bilgi Prens Siddharta olarak bedenlendiğim zamana dayandırılıyor. Günler boyu ormandaydım, sayısını unuttum. Tropik yağmurlar yağıyordu, sıcaktı. Gün, geceyle yer değiştiriyordu ve sonra tekrar gündüz oluyordu.

Benim için her şey önemini yitirmişti. Bu dünyada beni ilgilendirecek, dikkatimi çekecek hiçbir şey kalmadığını anlamıştım.

Bo ağacının altında meditasyon pozisyonunda oturuyordum. Bilincim beni terk etti. Ve başka bir gerçekliğe gittim. Daha ince bir gerçeklik, benim için ormanda bıraktığım fiziki bedenimden çok daha gerçekti.

Ağacın altında oturmaya devam ediyordum ama aynı zamanda, zamanın olmadığı başka bir gerçeklikteydim. Coşku ve mutluluk ve özgürlük hissediyordum. Bu dünyada, o Gerçeklikte bulunurken hissettiğim böylesine güçlü duygular hiç olmamıştı.

Bedene geri dönmek istemiyordum. Bedenimi bırakmış olduğum dünyayla bu meditasyonumda bulunduğum dünyayla kıyasladığımda çok fazla sınırlama ve çok fazla karanlık vardı.

Atman olarak kabul ettiğim Yücelik ile Birleştiğimi hissetim. Bu, hiçbir dünya dilinde ifade edilemeyen bir coşkuydu.

Beni, ormanda bıraktığım, Bo ağacının altında meditasyon pozisyonunda oturan bedenenime geri dönmeye iten neydi?

Başkalarına elde edilen deneyimi anlatmaya mecburdum, içimde acı ve ıstırabın olmadığı, sadece coşkunun ve huzurun ve sonsuz Aşk’ın bulunduğu yeri bulmuştum.

Bu yerde daha sonra da bulunmaya devam edebilirdim. Bu yeri uzun yıllar aradım ve bu yeri buldum. Sanırım o bedenlenmemde en büyük başarım, bedene geri dönmeyi kendimi zorlayabilmemdir. Beni harekete geçiren, Dünya’da kalan ve dış bilinçlerinde biraz önce bulunduğum yer hakkında hiç bir şey bilmeyen canlı varlıklara karşı olan acıma duygumdu.

Bedenenime geri döndüm. Güneşin parlamasına ve çok sıcak olmasına rağmen etrafımda soğukluk ve karanlık hissetim.

Önümde zor bir görev duruyordu, insanlara biraz önce bulunduğum yeri anlatmak, onlara içimde bulunan ve bu yere gittiğim Yolu göstermek.

Takipçi bulduğumda hayretler içinde kaldım. Bu insanlar meditasyonlarımda hissettiğim coşkuyu hiç bir zaman hissetmemişti. Bu insanlar mükemmellikten uzaktı. Ve onlar titreşimlerimin saflığını hissedemiyorlardı.

Aralarından pek çoğu ise bana sadece körü körüne inanmıştı. Bilinçli zihinlerinde tek bir hatıra kalmadığı bu dünya ile ilgili gözlerinde öyle bir özlem görüyordum ki, onlar söylediğim her şeye inanıyorlardı. Salt coşkuya ve huzura tekrar kavuşabilmeleri için onlar bütün taleplerimi yerine getirmeye hazırdılar. Bu insanlar önünde eğiliyordum.

Onlara hizmet etmeye hazırdım ve onlar için geri döndüm.

Milyonlarca canlı varlık bu gezegende tarif edilmez ıstıraplar çekiyorlar. Mumyalar gibi kendi fiziksel bedenleri içinde hapsedilmişlerdir.

Ve bu insanlar benim yardımıma muhtaçtılar. Ve tüm canlı varlıklara yardım etmek için geri döndüm.

O zamandan beri bunu yapmaya devam ediyorum.

Tatyana’nın bedeninde ve aynı zamanda bu gezegende diğer pek çok insanın bedeninde bulunuyorum. Ve onlara, içlerinden yardım ediyorum. Bunlara inanmak size zor gelebilir. Belki bu söylediklerim, çeşitli kaynak ve kitaplardan edinmiş olduğunuz bilgilerlere uyuşmayabilirler.

Ama ben ve diğer Bilgelik Hocaları, bir parçanız olarak, Yüksek Benliğiniz olarak sizin içinizdeyiz.

Ve bizler, bu gezegende hâla bedenlenmek zorunda kalan ve şimdilik samsaranın tekerleğinden kurtulamayan herhangi bir kişinin içinde en küçük bir parçamız kilitli kaldığı sürece bu gezegenden ayrılamayız.

Bu yüzden bizler, Öğretilerimizle tekrar ve tekrar geliyor ve Bilgilerimize ulaşabileceğini bildiğimiz dinleyici kitlesinin seviyesine göre konuşuyoruz.

Bizler Gerçeği ne kadar sade tarif edersek edelim, onu anlayamayacaksınız. Gerçeği ne kadar karışık tarif edersek edelim onu anlamayacaksınız. Ama bilincinizin bir anki aydınlanması, ansızın bir parlaması gibi tüm Gerçeği anında anlayabilirsiniz. Siz hepiniz, Gerçeği idrak edebilirsiniz. Ve bu hepinizle gerçekleşecektir. Belki hepinizle bu hayatınızda gerçekleşmeyebilir. Ama siz mutlaka aydınlanmayı hissedeceksiniz. Gerçek size kelime veya görüntüyle gelmeyecektir. O, zihninizde bir anda belirecek ve bu tıpkı tüm Dünya’yı baştanbaşa aydınlatan bir şimşeğin parlaması gibi olacaktır. Ve artık siz uyuyamıyacaksınız. Bu aydınlanma anı, milyonlarca yıl süren uykunuzdan uyanmak gibi olacaktır.

Bu uyanma anı hiç bir şeyle karıştırılamaz. Bilincinizin sizin Yüksek Benliğinizin seviyesine yükseldiği andır. Ve siz kim olduğunuz ve bu Dünya’ya niçin geldiğinizi hatırlayacaksınız.

Ve artık uyuyamayacaksınız. Dünya’da bulunduğunuz her dakikanızı, her saniyenizi, tüm canlı varlıklara yardım etmekle, hissettiğiniz aydınlanmayı anlatmakla ve onlara içinizde, kalbinizde bulunan Yolu göstermekle geçireceksiniz.

Sizler uyanmış, bedenlenmiş Buda olacaksınız.

Bu, insanlığın bir sonraki gelişim aşamasıdır: Budalar’dan oluşan ırk.

Ama önceleri, diğer insanlardan çok farklı özelliklere sahip daha fazla ve daha fazla insan ortaya çıkacaktırlar. Bu insanlar kendi benzerlerini tüm yeryüzünde bulabilecek ve tüm yaşama müşterek hizmet etme esası üzerinde birleşeceklerdir. Bu yeni insan ırkıdır, artık bedenlenmekte olan ve henüz bilinçlerinde pek çok sınırlamalarını aşamamış sıradan insanların arasında kendini belli eden Altıncı İnsan Irkıdır.

Kar erimeye başlandığında önceleri kardan kurtulmuş belli başlı yerler ortaya çıkar. Daha sonra bu yerler çoğalıyor. Otlar, daha sonra çiçekler ortaya çıkıyor. Ve çok kısa bir sürede her yer, göz alabildiğince değişiyor ve yeni renklerle ve yeni kokularla doluyor.

Dünya’daki değişim, Kozmik Devirlere göre çok kısa bir süre içinde meydana gelecektir. Şimdi bile uyuyan insan bilincinin donduran soğuk uykudan kurtulmuş, uyandırılmaya hazır veya karın arasında artık uyanmış ilk çiçeklerin açtığı bazı yerler görüyoruz.

Bizler açışınızı seyrediyoruz. Gerçekten de, ince dünyadan bakıldığında açık bilince sahip insan nadide bir çiçeğe benzer.

Bilincinizi uzun uykusundan uyandırmaya geldim. Uyanın! İçinizde bulunan Atman’ın Güneşine bakın.

 

BEN kardeşiniz, Gautama.

 

KAPAT