Sevgili El Morya
20 Mart 2005
BEN El Morya! Benim gelen!
Sevgililerim beni tanıdınız mı? Titreşimlerimi dinleyin. Bütün kelime ve şekillerin arkasında duran ve hiçbir şeyle karıştırılamayan bir şey vardır o da İlahi Gerçekliktir.
Bu Yüksek Gerçeklikten bir sonraki Öğretiyi vermeye geldim.
Bedenlenmede en son bulunduğumda bu bedenlenme hakkında El Morya olarak duydunuz, ben eski Lemurya ve Atlantis’in zamanından beri İnisyelerin sahip oldukları Gizli Bilgilerin bir kısmını batı öğrencilere vermek amacıyla geldim. Bu Bilgilere giriş, fiziksel planda yanan Hakikatin Alevini sürdürmek için tekrar ve tekrar bedenlenen çok az İnisiyeye açıktı.
Gerçek Bilginin Ateşi hiç bir zaman sönmemişti ama bu Bilgiler, profan (1) ve neofitler (2) tarafindan itina ile korunan, çok az kişiye açıktı.
Bizler, üç kral El Morya, Kuthumi ve Djwal Khul 19 yy. da bedenlendik ve bu gezegende yalnızca en yüksek inisyelerin sahip olduğu Gizli Doktrin’in bir kısmını verme imkânını elde ettik. Bu Bilgileri yaymak için “Teozofi Derneğini” kurmayı başardık.
Batı’nın, Hindistan ve Tibet’ten gelen her şeye karşı olumsuz tutumu, o zamanki en iyi beyinlerin sahip oldukları bilgilerinden daha alt seviyede bir bilgi olduğunu sanmaları nedeniyle, bizler, fiziksel zihinlerimizde bulunan bilgileri ve şekilleri alan ve aktaran aracılar kullanmak zorunda kaldık. Böyle bir Bilgi alıcı görevini bizim sadık öğrencimiz ve takipçimiz E.P.B (Madam Blavatsky)yerine getirdi. Ayrıca fikirlerimizin gelişmesi için İngiltere’de aristokrat çevrelere mensup bir kaç kişiden de faydalandık.
Mesajlarımız altında pek çok kitap yazıldı. Hakikati, mümkün olan en kaliteli olabilecek duruma getirilmesi için, basıma giden her şeyi itina ile kontrol ediyorduk. Ve gerçekten de Blavatska’nın aracılığıyla çıkan bütün çalışmalar Hakikati içeriyorlardı, ama bu Hakikati tanıyabilmek için bedende bulunan, yalnızca gerekli anahtarlara sahip kişilerin ruhlarınin bu Hakikatten yararlanabilmeleri için bilgileri bilerek karışık bir formatta verildi.
Görevimiz parlak bir biçimde tamamlandı. Dünya’ya, kadim Hakikati anlatan, Blavatska’nın basılan çalışmaları şeklinde maddi tanıklık bıraktık. Ama tabi ki bu kitapların gerçek yazarlığı bize aitti.
Ve biz amacımıza ulaştık. Batı’nın en iyi beyinlerin yaratıcı düşüncesi doğru yön kazandı. Ve saçtığımız bilgi tohumları sonraki 20 yy. pek çok ezoterik bilgilerde büyüdü.
Öğretimizi Rusya’da veremedik. Bu Bilgiyi herkesten çok kavrayabilecek bir ülke olduğu için ve işte bu nedenle bu bilginin Ruslara ulaşmaması için bize muhalif güçler her türlü denemeye başvurarak, bu Öğretinin Rusya’da yayılması tam 100 yıl geciktirmişlerdir.
Ve en sonunda Rusya’ya ulaştığında, bu Bilgi Amerikan toprağında doğan pek çok diğer Öğreti gibi artık sulandırılmış ve bulandırılmıştır.
Bu ezoterik öğretilerin temeline Blavatska’nın aracılığıyla basılan çalışmalarımızda ifade ettiğimiz bilgiler yatmasına rağmen yine de Amerikan düşünce tarzına özgü saptırmalar büyük oranda mevcuttu.
Ve eğer biz, hazır olmayan beyinlere Hakikati bütün çıplaklığı ile ifşa etmemek için Bilgiyi verirken bilerek karıştırdıysak da, yeni Amerikan öğretilerinde gerçeğin yalanla sulandırılması tamamen bizim isteğimiz dışındaydı. Bu amerikanlaştırmış suretalar (ikameler) en sonunda Rusya’ya ulaştılar. Ve bunun yararı insanlar, doğrululuğu konusunda kişisel sorumluluk taşıdığımız, bu kitapların oluşturulmasında bizzat görev aldığımız Blavatska’nın çalışmalarına başvurmaları oldu.
Fakat yeni amerikanlaştırılmış öğretiler ile Bizim verdiğimiz Öğretiler arasında pek çok çelişki bulunduğu için samimi öğrencilerimizin akıllarında karışıklık meydana geldi.
Yeni öğretiler ise basit ve anlaşılır bir dilde verildiği için bu yeni öğretiler tercih edildi.
Fakat temel ve en önemli çelişkinin muhakkak aydınlatılması gereken zaman geldi. Ve o da meleklerin düşüşü konusu ve Lusifer’in düşüşü konusudur.
Geçen sene Elçimiz Tatyana aracılığıyla “Gizli Doktrin”deki anlatımı açıklayarak ve aydınlatarak, meleklerin düşüşü sorunu ve insanlığın düşüşü sorusunun daha basit bir anlatımını vermeyi denedik. (3)
Ve işte şimdi tekrar aynı konuya dönmek isterim çünkü görüyoruz ki en iyi öğrencilerimiz için bu konu ön plana çıkmıştır.
Bu yüzden bizler bu mevzuyu, “Gizli Doktrin”de ifade edildiği gibi daha dikkatli bir şekilde incelemenizi ısrar ediyoruz.
Melekler de dâhil olmak üzere, bilincinizde her türlü savaşma belirtisinden vazgeçmeniz gereken an gelmiştir.
Aslında bu konuda iki bakış açışı, insanlığın tarihine ve evrenin gelişim kavramına iki ayrı bakış yaklaşımı çarpışmıştır. Hindistan ve Tibet’in dini sistemlerine yansıyan, doğu felsefesine özgü yaklaşım ve batı bilincine özgü ve Hristiyan düşünce ve bu yeni Amerikanlaştırılış öğretilerine has dünya görüşünden alınmış yaklaşımdır.
Rusya coğrafik konumu gereği doğu ile batı arasında bulunması nedeniyle her iki felsefi sistemi alma ve kavrama potansiyeline sahiptir.
Bu yüzden düşüncenize yön verebilmek amacıyla Rus bir Elçi aracılığıyla tekrar geldik.
Düşen melekler ve sözüm ona Lusifer’in isyanı konuları, bizler bedende bulunurken biraktiğımız yazı çalışmalarımızda, bu konular hiç bir yerde bundan daha iyi bir biçimde ifade edilmemişlerdir.
Bu yüzden geçmişte verilen Bilgileri yeniden düşünmenizi ve Hakikat ile ilgili fikrinizi yeni bir seviyeye yükseltme zamanı gelmiştir.
Her seferinde düşen meleklerle savaşma isteğiniz ortaya çıktığında, hepinizde beşinci prensip veya İsa Benlik denilen bu meleğe sahip olduğunuzu hatırlayın.
Kendi parçanızla savaşamazsınız. Sizin göreviniz bu düşen meleği Eve Allah’a dönmesine yardım etmektir. Bunu yapması ise Dünya’da pek çok bedenlenmeniz boyunca dört alt bedeninizde biriktirmiş olduğunuz karmik bagajınız engelliyor.
Bu yüzden bütün çabalarınızı, gerçek olmayan parçanızdan, egonuzdan, karmik katmanlarınızdan kurtulmaya ve bilincinizi İsa Benliğinize, Koruyucu Meleğinizin seviyesine yükseltmeye yönlendirmeniz gerekir.
Bu evrimin bir sonraki etabıdır ve ne kadar karşı çıksanız da ve size kibarca sunulan ve savaşma yoluna götüren sisteme tutunsanız da bu gerçekleşecektir.
İsa’nın Öğretisini hatırlayın, Buda’nın Öğretisi hatırlayın. Hangisi düşen meleklerle savaşmanızı öğretmiştir? İncil’i tekrar okuyun. Bizim bakış açımıza göre pek de temiz olmayan bu kaynakta bile bu alıntıları eğer “Gizli Doktrin”de verilen anahtarları kullanarak okunursa, Dünya’nın tarihsel gelişimi hakkında pek çok doğru fikir bulunabilir.
Tatyana’nın dış bilicinin direncini aşabilmemiz, önceki Elçilere olan her türlü saygısını aşabilmemiz ve bu Elçiler aracılığıyla düşen meleklerle ilgili fikirlerinizi aşabilmemiz için pek çok çaba ve enerji sarf ettik.
Bu yüzden söylüyorum bu Elçi aracılığıyla konuşma imkânı olduğu sürece, zamanın değiştiğini ve İlahi Hakikat anlayışının yeni bir seviyesine çıkılması gerektiğini onaylıyorum.
Sizler seçebilirsiniz. Düşünebilirsiniz. Fakat Kozmik Dönemler olduğunu ve bu dönemlere iştirak edemeyenler, yoldaki tozu yutacaklarını unutmayın.
BEN El Morya Han.
___________________________
(1) Profan- (Latinceden profanus; pro- önde, fanus- mabet “mabedin önünde, dışında kalan”) – inisiye olmamış, cahil.
(2) Neofit – (Grekçeden neophytos tam olarak “genç sürgün”) Bir şeyde yeni olan, (dinde) yeni yandaş, yeni katılan, acemi.
(3) Burada kast edilen “İyi ve Kötü” kitabıdır. Omsk 2005
