Bilincinizde yeni bir Çıkış yapmanız gereken zaman gelmiştir.

Musa

1 Nisan 2005

 

BEN Musa. Bu Elçi aracılığıyla gelen.

Gelen benim!

İncil’de betimlenen Yahudilerin Mısır’dan Çıkış hadiselerinden yüz binlerce yıl geçti. Ve aslında ben, Beşinci Kök Ari Irk’ın, Atlantis kıtasından o günlerde yeni oluşmuş Avrasya kıtasına götürmek misyonuyla Dünya’ya bedenlendim. Çok daha sonraları bu olaylar değiştirilmiş ve çeşitli halkların efsanelerine ve mitoslarına dönüşerek günümüz okuyucularına İncil’de yazıldığı şekilde ulaşmıştır.

Ama bu olaylar çok daha eskidir.

Biz savaşan bir kıtada bulunuyorduk. Kalplerinde Tanrı’ya bağlılığını korumuş olanlar ile Kaynağını hatırlayan ama yine de illüzyonlu dünyanın cazibelerine kapılan ve becerilerini bu dünyada kendilerine menfaat sağlamak için kullananlar arasında aralıksız savaş sürüyordu.

Her şey tıpkı gününüzde olduğu gibiydi.

İlahi kıvılcımını koruyan insanlar olduğu gibi İlahi Enerjiyi kendi nüfuzunu ve gücünü pekiştirmek için kullanmaya karar vermişler de vardı.

Her şey tıpkı şimdi olduğu gibiydi. Eski ırk Atlantislerin bağrında büyüyen yeni ırka mensup, bir sonraki evrimsel gelişim aşamasına geçmeye hazır çok az insan vardı.

Tanrı’nın İradesine boyun eğmek istemeyen dik başlı Atlantislilerle birlikte günahın kol gezdiği bu kıta sular tarafından yok edilebilsin diye Dünya’ya bedenlendim ve önümde bu seçilmiş halkı, gelecek ırkın tohumlarını, günaha batmış Atlantislerin ırkından ayırmak ve yeni Vaat edilmiş Topraklara götürme görevi duruyordu.

Bana inanan insanları topladım ve Doğu’da yeni Dünya’ya doğru götürmeye başladım.

Bu insanlar günah Yeri’nde bulunmalarını unutmak zorundaydılar. Onlara yeni, taş levhalarına yazılmış anlaşılır Yasa, yeni insan ırkının gelişmesi için genel prensiplerini onaylayan Yasa verdim.

Bir keresinde Tanrı ile görüşmemden dönerken, halkımın Altın Boğa önünde dans ettiğini ve içindeki Tanrı’ya ibadet edeceklerine kendilerinin şekil vererek döktüğü dış Tanrı’ya ibadet ettiklerini gördüğümde büyük kızgınlık ve öfkeye kapıldım.

O kadar çok kızmıştım ki Yasa’nın yazıldığı taş levhalarını kırdım. Ve suçluluları öyle bir sert biçimde cezalandırılmalarını buyurdum ki yüzlerce yıl sonra bile insanlar bunu hatırlamaları ve dış Tanrılara ibadet etmekten kaçınmalıydılar.

Bu çok acımasız bir cezaydı* ama ümitsizdim. Bu yarı vahşi insanların bilinçlerinin başka türlü nasıl etkilenebileceğini bilmiyordum.

Ve bu benim tarafımdan yapılmış büyük bir günahtı. Bu insanları zorla gerçek Tanrı’ya inanmalarını sağlamak için güç kullanmıştım.

Fakat Karma Yasası benim tarafımdan çiğnenmemiştir. Bambaşka bir zamandı ve bu insanları kendi seviyeme yükseltme isteğim içtendi. Bu davranışımın bedelini o hayatımda ödediğimi çok az kişi biliyor. Ben kendi halkım tarafından öldürüldüm. Karma Yasası yerine getirilmişti.

İnsanlar ise o günkü bilinç seviyelerine denk en iyi nasihati almışlardı.

Yüz binlerce yıl sonra bile Dünya gezegeninin fiziksel planındaki bu savaş sürüyor. Farklı dinden oldukları için insanlar birbirilerini öldürüyor. Pek çoğu farklı din ve ahlaki inanca, hatta farklı deri rengine ve adetlere sahip olan herkese karşı kin ve nefret hissetmeye devam ediyor.

İnsanlığın tüm gelişim tarihi, bu dünyanın kontrolü ve zenginliği için iktidar mücadelesi ve aralıksız savaşlardan oluşmaktadır. Aralıksız süre gelen cinayetler, zorbalıklar, savaşlar, afetler, acılar.

Halkıma ders verme isteğim konusunda çok fazla acımasız değildim. Ben halkımın sahip olduğu bilinç seviyesinin çerçeveleri içinde hareket ettim. İşte bu yüzden Karma Yasasını tarafımdan çiğnenmediğini söylüyorum.

Ve eğer halkımı, o günlerde Buda’nın, İsa’nın veya Zoroastra’ın yüz binlerde yıl sonra öğrencilerini eğittiği şekilde eğitmeye deneseydim, beni takip edecek birkaç kişi bile bulamazdım.

Acımasız bir zamandı ve kullandığım şiddetin haklı bir mazereti vardı.

Ve işte başka bir dönem geldi. İnsanlığın bilinci yeniden bir sonraki bilinç seviyesine yükselmesi gerekir. Ve tıpkı Dördüncü Irk’ın, Beşinci Irk ile değişiminde olduğu gibi sürekli savaşlar ve çatışmalar oluyor.

Ama bu savaşlar daha da yıkıcı bir hal aldılar. Son Dünya savaşlarında milyonlarca kişi hayatını kaybetti ve günümüz kitle iletişim araçları sayesinde herhangi bir çatışma anında bütün ülkeler kendilerini buluyorlar.

Dünya, bir tek kıvılcım bile tüm gezegeni parçalara ayırmasına yeterli bir barut fıçısına benzemeye başladı. Bu şartlar altında ilk sıraya her türlü şiddetten vazgeçme öne çıkmaktadır. Ve her şeyden önce bilincinizde şiddetten vazgeçmeniz gerekmektedir.

Gecenin en karanlık zamanı gün doğmadan önceki zaman olması gibi, son küresel savaşları milyonlarca kurbanlarıyla birlikte sonsuza dek geçmişte kalmalıdırlar. Dünya artık başka bir küresel savaşı kaldıramaz. Bu nedenle size şiddet ve şiddetti reddetme Öğretisini vermeye geldim.

İnsanlığın gelişim evriminde, yüz binlerce yıl süren şiddet kullanılmaya izin verildiği belirli bir devre vardı. Ve savaş ve çatışmalar sırasında bile cinayetlerin karmık sorumluluğu günümüzde olduğu gibi ağır değildi. Ve şimdi size, gezegeninizin Kozmik gelişimin yeni etabın gereği gelen dönemde sadece fiziksel olarak cinayet işlediğinizde değil, bilincinizde, düşüncelerinizle düşmanlarınızı yok etmeye çalışmanız bile karmik borç edindiğinizi söylemem gerekir.

Yeni Çıkışın zamanı geldi. Dünya’ya gelen ve hâlâ gelmeye devam eden Eski Beşinci ırkın yerine geçecek yeni insan ırkının Çıkışı.Ve bilincinizde Çıkış’ı gerçekleştirme, bilincinizde eski ve geçmişte kalan her şeyden ayrılma zamanı gelmiştir. Yeni ırkın insanlarının karakteristik özelliklerinden birisi her şeyden önce şiddetin her türlü biçimini reddetmesi olacaktır. Ama bu şiddetin yakın zamanda Dünya’dan silinip gideceği demek değildir. Hayır, tıpkı o günkü Çıkış’ta olduğu gibi, Atlantis’in günahkâr topraklarını hatırlamayan birkaç neslin yetişmesi için pek çok yıl geçmesi gerektiği gibi aynı şekilde insanoğlunun şiddet ve savaşma duygusundan, her şeyden önce bilincinde vazgeçebilmesi için pek çok nesilin değişmesi gerekecektir.

Ve yeni bilince sahip insanların yaşadığı bölgeler ve eski bilinç ve eski düşünce tarzın hâkim olduğu bölgeler olacaktır. Ve zamanla eski düşünce tarzın hâkim olduğu bölgeler bir biri ardına sulara gömülecektirler. Ve yeni ırkın insanlarının yerleşeceği yeni topraklar ortaya çıkacaktır. Ve bu insanlarla şimdiki yaşayan ırk arasında tek bir fark –tamamen yeni bir bilinç ve bu ırkın her türlü şiddet ve savaşma duygusunu reddetmemeleri olacaktır.

Bilincinizde yeni bir Çıkış yapmanız gereken zaman gelmiştir. Ve bu yeni bilinç size kısa sürede eski dünyaya olan bağımlıklarınızın büyük kısmından ve kısa sürede bedenin zincirlerinden kurtulma imkânı verecektir.

Ve yeni zamanın eğilimini takip etmeye direnen insanları cezalandırmaya gerek kalmayacaktır. Bu insanlar kendi kendilerini cezaya mahkûm ediyorlar, Toprak Ana ise bu insanlardan arınmasıyla bizzat kendisi ilgilenecektir.

 

BEN Musa ve ben size tekrar Çıkış’ınızın Yolunu göstermeye geldim.

 

 

—————————————————–

* Musa, İncil’de yazılan şu olayı kast ediyor: “Çıkış” bölüm 32:15-28

15 Musa döndü, elinde antlaşma koşulları yazılı iki taş levhayla dağdan indi. Levhaların ön ve arka iki yüzü de yazılıydı.

16 Onları Tanrı yapmıştı, üzerlerindeki oyma yazılar O’nun yazısıydı.

19 Musa ordugâha yaklaşınca, buzağıyı ve oynayan insanları gördü; çok öfkelendi. Elindeki taş levhaları fırlatıp dağın eteğinde parçaladı.

20 Yaptıkları buzağıyı alıp yaktı, toz haline gelinceye dek ezdi, sonra suya serperek İsrailliler’e içirdi.

26 Musa ordugahın girişinde durdu, “RAB’dan yana olanlar yanıma gelsin!” dedi. Bütün Levililer çevresine toplandı.

27 Musa şöyle dedi: “İsrail’in Tanrısı RAB diyor ki: ‘Herkes kılıcını kuşansın. Ordugâhta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'”

28 Levililer Musa’nın buyruğunu yerine getirdiler. O gün halktan üç bine yakın adam öldü

 

KAPAT