Üstat Hilarion
5 Temmuz 2009
BEN Hilarion. Bugünkü sohbetimizin konusu hayatlarınızda İlahi kararlar alma kavramı olacaktır. Belki, Mesajlarımızda tüm davranışlarınızın, düşüncelerinizin, Tanrı’nın İradesine uygun olmaları gerektiği konusunu okumuşsunuzdur. Bununla birlikte pek çoğunuzda, etrafınızdaki tüm bu kaosun ortasındayken, hangisinin Tanrı’nın İradesine uygun olduğunu ve hangisinin olmadığını, hangisinin İlahi bir karar olduğu ve hangisinin olmadığını, nasıl bilineceği sorusu çıkıyor.
Her zaman olduğu gibi temel ve esas tavsiye – kalbinizin sesini dinlemek olacaktır. Çünkü orada tüm sorularınızın cevabı bulunmaktadır. Peki, cevapları duymayanlar ne yapsın? Ne yazık ki, Dünya’daki pek çok bedenlenme boyunca birçok insanın yüreği aşılmaz bir zırhla kaplanmış ve bu zırhtan dolayı Tanrı’nın cevabını işitebilmek çok zordur. Sizler hayatlarınızda pek çok trajik durumla karşılaşmışsınız. Ve bu trajik durumlar kalplerinizde öyle yaralar açmışlar ki ağrıyı hissetmemek için kalbinize giydirdiğiniz zırhın altında dahi ağrıyor ve sızlıyorlar.
Ne yapılabilir? Kalplerinizi çalışır duruma getirmelisiniz. Onlardan, geçmişte meydana gelen ve şu anda mevcut olan tüm bu olumsuz etkilerinden kat ve kat sıyrılmalısınız. Kalpleriniz çok hassastırlar. Ve kalplerinizi açmayı öğrenmeden önce hayatınızdaki dış şartların, kalplerinizde yeni yaralar açmamaları için özen göstermelisiniz. Ne yazık ki dünyanızda, kalbinizin dayanılmaz acıdan sıkışmasına sebep olan pek çok şey vardır. Bu her zaman böyle değildi. İnsanlık tarihinde, insanların birbirlerine sevindikleri, güneşe sevindikleri, tüm canlılara sevindikleri mutlu çağlar vardı. Sevinç temel bir özellikti. Bu uzun zaman önceydi. Bu, Dünya’da Altın Çağ medeniyetlerinin yaşadığı eski çağlardaydı.
İnsanlığın en iyi temsilcileri ve onların Öğretmenleri bedende bulunmaktaydılar. Doğa ve etraftaki her şey İlahi ahengin bir tezahürüydü. O harika zamanda yaşayan her şey mutluydu. Sevinç ve mutluluk halleri tüm canlılarda egemendi. İnsanlar arasındaki ilişkiler de mükemmel ve Sevgi doluydular. Her şey akıllıca organize edilmişti. Ve bu çağlarda insan kalplerinin, aşılmaz bir zırh ile kaplı olmasına gerek yoktu. İnsanların kalpleri herkese açıktı, çünkü hiçbir olumsuz belirti yoktu. Ve insanların kalpleri, İlahi Yasalara uygun olarak nasıl hareket edeceklerini daima biliyorlardı. Bu çok uzun zaman önceydi.
İnsanlık yavaş yavaş şimdi bulunduğu duruma kadar düşmüştür. Hayatınızda sizi çevreleyen her şey kalplerinizin durumuna tekabül etmektedir. Ve anlayışsızlığın, nefretin, kinin ve ilgisizliğin zırhı insanlığı kaplamıştır. Sizler itaatsizliğin meyvesini bütünüyle tattınız. İnatçılık ve başkalarına zarar vererek, ne pahasına olursa olsun kendisi için bir şeyler elde etmek arzusu, şu anda insanlığın içinde bulunduğu bilinç durumuna sebep olmuştur.
Onun için bu durumdan geri dönüş yolu, yaşamın tüm alanlarında tam zıt örneklerin bir gösterisi olacaktır.
Nefret duygusu Aşk duygusuyla değiştirilmelidir. Korkunun yerini Aşk almalıdır. İlgisizlik, kötülük ve kin, dostlukla değiştirilmelidir. Sevinç, somurtkanlığın yerine gelmelidir. Eğer insanlığın büyük bir kısmı egoya, kibre, hayattan zevk almak ve sadece almak arzusuna dayandırılmış davranış biçimlerini, karşılıklı yardımlaşma, iş birliliği, yaşam için her şeyi verme isteği davranış biçimleriyle değiştirilir ise, İlahi özellikler, sihir değneği değmişçesine tüm İlahi olmayan özelliklerin yerine geçer.
Bencilliğe ve özgeciliğe dayalı pozisyonlardan konuştuğumu söylerseniz haklı olacaksınız. Bir insanın bilinci İlahi titreşimlerden ayrıldığında, bu durumda kişi kendi kendini Tanrı’dan ayırmakla, kendini güvende ve Aşk hissetmeyi bırakıyor. Bir insan İlahi titreşimlere geri dönüyor ise tam tersi gerçekleşiyor. Kişi tüm Yaratılışla olan Birliğini, Aşkı, mutluluğu hissediyor. Böyle birisi hoşnut, sakin ve dengelidir. İlahi dünyanın sınırı sizin kalbiniz içinden geçmektedir. Zırh katmanının altında Tanrı bulunmaktadır. Ve her insan yüreğini açabildiği zaman tüm insanlık, Dünya’da insanların sürekli mutluluk ve Aşk hissettikleri zamanlara geri döneceklerdir.
Dünya’ya, Altın Çağ zamanlarının geri geleceğine dair bir olasılık vardır. Dünya’ya Altın Çağ geleceğine dair bir olasılık vardır. Ve bizler Dünya’da Altın Çağın gelişi için nerede koşulların oluşacağını bekliyoruz ve tahmin ediyoruz. Planlarımızı size söylemeyeceğim. Ama bilmelisiniz ki gökyüzü her zaman somurtmuyor ve her zaman yağmur yağmıyor. İlahi Bilinç Güneş’inin, Dünya’yı aydınlatacağı bir zaman gelecektir.
Yalnızca şunu söyleyebilirim ki Altın Çağın gelişi için şartlar şimdi oluşmaya başlıyor ve bedene gelmeye hazırlanan ve bedenlenmeye artık Altın Çağ bilincini taşıyan ruhlar geliyor. Ve bu ruhlar için sizler Dünya’da, onların becerilerini ve yeteneklerini tam ölçüde gösterebilecekleri şartları oluşturursanız çok iyi olur.
Dünya gezegeninin geleceği uğruna tüm negatif durumlarınızı aşabilecek gücü kendinizde bulacağınızı umarak, bugünkü Mesajımı bitiriyorum.
BEN Hilarion.
