Sevgili İsa
27 Haziran 2013
BEN İsa. Tanrı’nın Oğlu – bu, benim çarmıha gerilmem ve yükselişimden sonra izimden yürüyen, Öğreti’nin takipçileri tarafından bana konulan isimdir. Yaşamım boyunca öğrencilerime verdiğim Öğreti’nin birçok noktası daha sonra pek çok değişikliğe uğradı; bazen biraz çarpıtıldı, bazen de kökten değişimler geçirdi ve hatta tam zıt anlamlar kazandılar. Ve bu, öğrencilerimin kabahatinden ziyade, daha çok Dünyada o zamanlar hakim olan cehalet yüzündendi ve ne yazık ki o, sizin zamanınızda da hakim olmaya devam etmektedir.
Kendilerini Hristiyan olarak adlandıran Dünya insanlarının, en azından onların küçük bir kısmı, yeniden bedenlenme ile ve Karma Yasası’yla ilgili verdiğim Öğretimimi anlamaya başlamaları için 2000 yıl gerektirdi. Eğer size ulaşan İncil metinlerini tarafsız bir şekilde tekrar okursanız bile, bu temel Öğretiler hakkındaki imaların oraya buraya serpiştirilmiş olduğunu görürsünüz. Ve bu, metin dış bilincin prizmasıyla değil de tüm kalbiyle okuyan herkes için apaçıktır. Pek çok nokta kaybolduğunda veya onlara yeterince önem verilmediğinde, Öğreti’nin kendisini, O’nun özünü yanlış yorumlanmasına yol açabilir.
Eğer Karma Yasası’nı ve yeniden bedenlenme Yasası’nı bilmiyorsanız, fani insanla ve ölümsüz insanla ilgili sözler anlaşılamaz gelecektir. Aynı şekilde, eğer her bir insanın içinde mevcut olan ruhu ve Tanrısal Tini dikkate almadan, insanı yalnızca et ve kemik olarak düşünürseniz, bu sözler yine anlaşılmazdırlar. İnsanın vicdanına hitap etmek ve onu Tanrı’nın gazabıyla tehdit etmek mümkündür. Ve bu gelişmemiş bir bilinçte etkisini gösterebilir. Fakat insan, meraklı aklıyla evrenin Yasalarını öğrenmeye başladığı zaman, tehditler ve düzene uyma çağrıları artık bir işe yaramayacaktır.
Bu durumda olabilecek en kötü şey, insanın Tanrı’dan ve O’nun hizmetkârlarından yüz çevirmesidir. Kiliseyi ve inancın kendisini reddetmesidir. Bunun yanında, daha gelişmiş bireyler, dünyayı ve onun yapısıyla ilgili algılayışlarını daha ileriye götürüyorlar. Ve İncil’in “ne ekersen, onu biçersin” sözleri onlar için gerçek anlamını kazanmaya başlar. Gerçekten de, bir insanın bu bedenlenmede ve önceki bedenlenmelerinde yaptığı eylemlerle onların sonuçları arasındaki bağlantıyı anlamadan, ahlak yasalara neden uyması ve belli birtakım etik normları ve kuralları neden takip etmesi gerektiğini dış bilince açıklamak imkânsızdır.
Her birey yaptığı eylemlerle, bu eylemlerin sonuçları arasındaki bağlantının farkındalığına varmalıdır. Bu bağlantıyı anlamadan dünyanızda adaletsizmiş gibi görünen pek çok şeyi açıklamak imkânsızdır, mesela: mülkiyet eşitsizliği, bazı insanların kast ayrıcalığı ve diğerlerin yoksulluğu, kimi insanların çektiği ağır hastalıklar ve kimilerinin mükemmel bir sağlığa sahip oluşu. Neden bazı insanlar vakitsiz ölürken, diğer bazıları uzun bir yaşam sürüyor. Bütün bunların sebepleri yalnızca önceki yaşamlarda bulunabilir ve bazen bunun sadece şimdiki bedenlenmeyle ve tek bir yaşamın koşullarıyla açıklamak tamamen imkânsızdır. Bu sebeple, Yükselmiş Üstatlar’ın takip ettikleri görevlerden bir tanesi de; Öğreti’nin şimdi yaşayan insanlığın bilinci tarafından algılanabilecek bir formda aktarılmasıdır.
Öğreti’nin durmaksızın aktarımı insanlığın cankurtaran halatını sürekli elinde bulunduracağının bir garantisidir. Ve o halat Yol’u takip etmek için çaba sarf edenleri yaşamın azgın sularından çekip çıkarabilecektir. Öğreti’nin cankurtaran halatı olmadan, O’nun sürekli güncellenmesi ve sürekli aktarımı olmadan, insanlık çok çabuk hayvani yaşam yoluna sürüklenecek ve Işık’la karanlığı, Hakikatle yalanı, faziletli davranışla günahı birbirinden ayıramayacaktır. Ne yazık ki, sürekli ortaya koyduğumuz bütün çabalarımıza rağmen, insanlığın bir kesimi tavsiyelerimize önem vermemekte ve ileride yalnızca ölüm varmış gibi yaşamaya devam etmektedirler.
Bilinçlerinde Tanrı’dan uzaklaşan, evrenin ebedi Yasası’nı kavramak için çaba göstermeyen nesiller, torunları için tam bir yozlaşmaya ve ahlaksızlıkla sonuçlanacak bir akıbet yaratıyorlar. Ve bütün ahlaki kuralları çiğnemek artık normal olarak algılanıyor. Eğer Karma Yasası’na ait Bilgi nesillerin bilincinden silinirse, bu durumda her gelen bir sonraki nesil tanrısızlığa ve ahlaki yasaların çiğnenmesine doğru kayar. Çünkü insanlar başlarına gelen dertlerle, bu dertlere yol açan kendi eylemleri arasındaki bağlantıyı artık hissedemeyeceklerdir.
İnsanları İlahi Yasa’nın sınırları içinde tutmak üzere tasarlanmış olan kilise kurumu, insanların inançlarını kaybettiği ve ahlaki ideallerden uzaklaştığı ölçüde önemini yitirmektedir. Bu şartlarda insanlık için tek kurtuluş yolu Tanrı’ya ve bilincin bir durumu olarak Gerçek inanca geri dönmektir. Tanrı’nın, kilise ikonlarında temsil edilen yaşlı bir adam olarak değil, bütün Yaratılışa nüfuz eden ve bütün canlıların kalplerinin sunağında ikâmet eden içsel bir Işık olarak algılanışı, insanlığa gelişiminin bu etabında yardımcı olabilir.
Tapınaklarda yaşayan değil, bütün etrafımızdaki alanı dolduran Tanrı kavramı, evrimsel gelişimin bu etabında insanların zihinleri tarafından anlaşılabilir. Ve şu an dünyada mevcut olan kaosun içerisindeki dengenin tek düzenleyicisi ve tek teminatçısı – içsel yöneticidir, insanın vicdanıdır veya her insanda bulunan Tanrı’dır. Bizler birçoğunuzun insan gelişiminin bu etabında verdiğimiz hakikatleri anlayabileceğiniz umuduyla sizlere geliyoruz. Ve bu Hakikatlerin kalplerinizde filizleneceğini ve sizlerin verdiğimiz Öğreti’yle tek bir bütün haline geleceğinizi içtenlikle umut ediyoruz. Gelişiminizin bu etabına ulaştığınızda sizler içsel Hakikatle veya kalplerinizde bulunan Tanrı’yla tek ve bütün oluyor, dünyanız için bir Işık ve Bilgi kaynağı haline geliyorsunuz.
Ve dünyada bulunan böyle Işık Taşıyıcıları ne kadar çok artarsa, dünyanın yeniden denge kurmasının bir teminatı olacak ve birtakım bireylerin kendi bencil çıkarları için insanların cehaletinden ve korkularından faydalanan her türlü sahte öğreti ve inançlar onu sarsmayı artık bırakacaktır. Elçimiz aracılığıyla verilen Mesajlarımızı okuyan her biriniz, bitip tükenmeyen içsel bir inanç kaynağı elde edeceğini ve her türlü dışsal, kusurlu tezahüre karşı bu sarsılmaz İnancınız sayesinde dayanıklılığa sahip olacağınızı umut ediyorum.
BEN İsa.
© Tatyana Mikuşina, 2013
